aptallığıma doymayım

0 yorum

Anonim sordu: hayatında hala kimse yok mu? depresif ataklarını, eski sevgililerinin anılarını bitiremedin mi...

bitiremedim.

0 yorum

Anonim sordu: Son soru: en cinnetlik olan: sana asik olmak mi senin asik olman mi?

ehlileştirilememiş bir zihin

1 yorum

güzellik

göreceli bir kavramdır. -gregor mendel 


elbette bilim yukardaki gibi kafayla yürütülseydi, günümüzde bilim, feysbuktaki bir çok qhamse ve asi prens19’ların tekeline çoktan girmişti. kainattaki tüm neden-sonuç ilişkisine “o seni kıskanıoo o yüzden böyle davranıyo” gibi esaslar getirilecekti. haha düşünsenize “güneş neden dünyanın ekseninde dönüyor” sorusuna “çünkü güneş dünyadan hoşlanıyooo” gibi bir açıklama getirildiğini! 

güzellik aslında o kadar da göreceli bir kavram değildir. sadece bireye indirgediğimizde, bireylerin seçimlerinde ufak tefek farklılıklar görebiliyoruz o kadar. buna görece demek hoşunuza gidiyorsa tabii ki demelisiniz. bir kere geldiğimiz şu hayatta herkes hoşnut olmalı ahah. neyse sulandırmayayım. 

güzellik dışardan öğrenilen bir bilgidir. toplumla birlikte hareket eder ve bu yüzden genel geçerliği olan bir şey değilidir. değişkendir kısacası. mesela doğada olan bir şeyden örnek verelim. heh, bir deniz manzarasını düşünün. deniz manzarası neden güzeldir? bu soruya “güzeldir de ondaaan” diye cevap verenler bu yazıyı günde 3 kere okumakla mükellefsiniz! çünkü bu sizin hikayeniz. hiçbir insan toplum etkenine maruz kalmadan bir güzel algısına ulaşamaz. ta çocukluktan bu yana izlenilen televizyon, ailedeki bireyler ve toplum, kişinin güzel algısını inşa ederler. misal; doğduğu günden bu yana bir hücrede 20 yıl tutulmuş bir insan, hücreden çıkarıldığı gün deniz kenarına götürüldüğünde “aaa ne de güzelmiş” diyemeyecektir. sadece alık alık bakıp olan biteni anlamaya çalışacaktır. bunun aynısını doğa olaylarına da uyarlayabiliriz. mesela kar yağınca çoğunuz şenlenirsiniz. çünkü varolduğunuz toplum kar yağınca şenlenen insanlardan oluşuyordur. yoksa ki bir doğa olayı gerçekleşiyor diye ansızın insanın davranış değiştirmesi mantıklı geliyor mu? 


bunu bir çok şeye uyarlamak mümkün. ama şu örnekler yeterli diye düşünüyorum. 


şimdi gelelim insan güzelliğine. tabii ki burada da ana etken toplum fakat, bu toplum da gökten indirilmedi ya. elbette bunun bir startı vardır. yani ilk başta birileri şu an ki “güzel obje”yi tanımladı ve bu kişiler üredikçe bilinç nesilden nesile aktarılarak şu anki günümüz toplumlarına gelindi. peki neydi bu ilk ateşi eden? hasan tahsin kimdi insanlık tarihinde? 

cevaplayım; beyin! beynimiz simetri fetişi bir organ. onun için ne kadar az detay, ne kadar orantılı bir durum var o kadar iyi. buna sebep olan şey ise; beynimizin detaylı nesneleri algılarken daha çok efor sarf etmesi. bu yüzdendir ki pürüsüz bir yüzü tercih ediyoruz mesela. çünkü beynimiz daha az yoruluyor. daha az mırın kırın ediyor. 


şimdi düşünüyorum da; hani o uğruna dökmediğimiz methiye, yapmadığımız serenat kalmayan sevgililerimizi seçme nedenimizin, beynimizin işten kaçma eğilimi olması ne kadar enteresan değil mi? ulan yaradılışımız samimi değil bi kere bee ahaha.